Yeni Nesil Taraftarlık

Quaeris quo jaceas post obitum loco? – Ölünce nereye mi gideceksin ?

Quo non nata jacent. – Doğmayanların yanına.

Montaigne, denemelerinde sondan 4. konu olarak kendini yineleyen doğum-ölüm fazını tartışır. Krallık karşıtı düşünürümüz bunu hayat ekseninde gerçekleştirirken, bizler bunu kendi ‘’yapay’’ futbol iklimimizde yaşıyoruz. Buna başlama sebebim aslında haftasonu oynanan Galatasaray – Alanyaspor maçında, Fatih Terim’in yaklaşık 10 dakika demeç vermesine neden olan futbolcularının protestoları temalı konu. Bu yazıda futbolcunun haklı mı – haksız mı hükmüne çok değdirmeden, aslında o çok konuşulan yeni Z kuşağının futbol izleme ve yorumlama anlayışının, klasik taraftar bakış açısından ne kadar daha farklı ve onlara göre ne kadar daha az ilgi çekici olduğu aslında.

Malumunuz Olimpiyatlar bile bu yeni kuşak için, spor dallarının arasına kaykay’ı ekledi. Hele ki yapay bir duvara tırmanış müsabakasını izlerken, kendimi bir an outdoor mağazalarından birinin AVM etkinliğine mi geldim acaba diye düşündürmedi bile değil. Bu yeni gelen sporların Olimpiyat’lara alınma sebebi 2 yönlü. 

1 – Son dönemde özellikle Z kuşağı gençlerin bu sporlara ilgisi ve merakı. 

2 – Bu sporlardaki (evet geçen yaz artık bir spor dalı olduğu kabul edildi) süre ve mücadelenin, izleyen kişinin eline telefonu en az aldığı mücadeleler olduğu ayrıca tespit edildiğinden. 

Nagelsmann’ın bile NFL gibi, sahadaki oyuncularımıza direkt iletişim kurabileceğimiz bir futbol sistemini savunduğu bir ortamda, bu sporun izleyicisi artık eskiler gibi, ya dur şu maça bir bakayım, maç çok zevkli değil ama maç maçtır anlayışı ile bakmayan yeni bir izleyici kitlesi.

Sorunun cevabı çok ama çok az.

Ülkemiz gençliği, yaşıtlarının Avrupa’da ya da ABD’de de nasıl hayat sürdürdüğünü biliyor artık. Çünkü teknolojinin geldiği nokta, Kuzey Kore’de bile gece 2’de birbiri ile görüntülü sohbet edebilen bir Rus’u ortak payede buluşturabiliyor. Yeni kuşak çekilen ekonomik krizi en çok hissedenlerden ve belki de onlara göre gereksiz sektörlerde harcanan paranın, kendi gelecekleri için harcansa ne kadar çok fark yaratacağından haberdar. 

İşte ekonomik tutsaklık yaşayan gençlerin, son dönemde o bile zor olsa dahi, ekonomik olarak karşılayabileceği en son aktivite, kendi takımlarının futbol maçları oluyor. Bu ülke ikliminde, taraftarlar, tuttukları takımların finansal bütçeleri üzerinden birbiri ile dalga geçebiliyor. Yani büyük resme baktığınızda, Avrupa’da hangi takım taraftarı sizce KAP Bildirimi ya da 3 aylık finansal tablonun yorumlanması ile ilgili Twitter’da takılıyor? Sorunun cevabı çok ama çok az olacak.

Futbol yazarları ya da muhabirlerin bile holiganlık derecesinde, kendi takımlarını diğer takımlardan her zaman daha üstündür psikolojisi altında futbol yorumlanan bir iklimin, ne kadar sağlıklı olabileceğini düşünüyoruz ? Sizce rekabet, sürdürülebilinirlik, üst düzey efor ama bunların en önemlisi sağlıklı bir futbol ekosistemi yaratmak adına, sizce en büyük sorumluluk bu yeni kuşak izleyicilerin mi ?

Cevabı Hayır.

Artık onların izledikleri herhangi bir maçın, filmin, ya da sanatsal performansın izlendikten 15 dakika sonra bir sonuca ihtiyacı olduğunu düşünen ve bizleri de değiştirmeye başlayan yeni bir izleyici kitlesi.

Onlara göre futbolcular ve futbolu yorumlayanlar sırası ile, çöp, müzmin sakat, söğüşçü, kronik, alfa, hocam, vb ki, uzar gider. Çünkü ne izliyorlarsa ilk 15 dakika içinde bir hükme karar vermeliler, bu hüküm onların ilgili spor olayını geri kalan dakikalarda izleyip izlemeyeceği ile alakalı bir hüküm. Bu durumun doğru- yanlış, ya da haklı – haksız hipotezi ile açıklanmasına gerek yok. Bu durum bir sonuç değil olgudur. Artık ne yaparsak yapalım, yeni bir kuşak ve onların izleyici kuralları var. 

Türkiye Ligi, futbolun en yavaş, en çok durdurulan, en çok faul çalınan, en çok hakem yorumlanan ve en önemlisi (bunu sona sakladım) spor’u en iyi aktardığını anlatan spor kanallarının bile Perşembe günleri ‘’İşte Bu Haftanın Hakemleri’’ diye haber verilen bir futbol iklimine sahip. Şimdi soruyorum, uzun süre yalandan yatan bir topçu sekansı ile yorumlanan bir maçta, bu izleyici o an Twitter’a ya da Instagram’a ne sıklıkla bakar? Bu sorunun cevabı Iphone kullanan okurlarımızın, haftalık ekran sürelerinde gizli aslında..

‘’Galatasaray taraftarını ben bilirim, onlardan rica ediyorum ve bu ortamda sağlıklı bir gelişim bekleyemeyiz.’’Bu sözler Fatih Terim’e ait. Babel’in, Yedlin’in, ve son olarak Ömer’in yuhalanması sonucu, soyunma odalarında çok üzgün olduğunu aktardı Terim. Galatasaray taraftarı gözü ile bakalım. Bu futbolcuların yuhalanma nedenlerini aşağıya bırakalım;

  • Genç ve dinamik bir takım oluşturulduğundan, artık bu tipte oyuncuların bu takımın bir parçası olmadıklarını düşünebilirler.
  • Üniversite kazanan gençlerin evsiz ve yurtsuz kaldığı bir ortamda, takımda her zaman yedek olan, gittikleri süslü mekanların fotoğraflarını paylaşan, kıskanılacak bir hayat yaşayan topçuların, kazandıkları milyon Euroların yazık olduğunu düşünebilirler.
  • Sahada herhangi bir posizyon bazında ilgili futbolcunun yeteri kadar mücadele etmeden, milyon Eurolar kazandığından sinirli olabilirler.
  • Onlara göre göze hoş gelecek iyi futbolun önündeki son 2-3 engelden biri de olabilirler.

Yazının başında da söylemiştim, bu yazı da haklı-haksızlık hükmüne varmayacağım. Sizlere birer bakış açısı kazandırıp, bulunduğumuz olgunun ne olduğunu anlatmaya çalışacağım. En düşüğü 150 tl olan, bu ortamda da artık taraftarların cepleri için baya tuzlu hale gelen bir bilet sistemi var. Taraftar 150 tl vermiş, formasını almış (muhtemelen kredi kartı ile borca girerek) tribüne girmiş ve maçı izleyecek. Dakika 70’de Instagramda transferde son saatlerde, saat emojisi paylaşan, kendince twitter’da farklı bir evrende yaşayan takımın topçusu kenarda. Oyuna girdi ama sahaya zorla girmiş gibi bir tip var. Yenilen golde de hatanın en büyüğü, golü atan oyuncuyu takip etmeme olayını gerçekleştirmiş. Şimdi siz, bilet fiyatına sinirli, oynanan futbola sinirli, rakip takım taraftartarına sinirli, hakeme sinirli, ekonomiye sinirli, sisteme sinirli yeni kuşak bir izleyicinin, Babel’e kızmayacağını mı düşünüyorsunuz?

İzleyici tepkisi mevcut sosyolojiden bağımsız incelenmez. Ünlü matematikçi Bertrand Russell ilgili durumu böyle açıklar. Bu futbolcuların izleyen kitleyi mutlu etmesi gerekli. Çünkü mevcut sosyolojide yeni kuşak taraftarın EN HESAPLI mutlu olabileceği alan, tuttukları takımın maçları. Yıllık 1- 3 milyon Euro kazanan oyuncuların, bu ayrıcalıklı, ölene kadar refah içinde yaşayacakları düşündükleri bu futbolcuların 90 dakika en iyi mücadeleyi vermesi zorunluluğu ile tribüne gelen bir izleyici kitlesi var artık.

Yani kısaca futbolcularım etkileniyor tarzından yapılacak her savunma, ‘’Etkilenmek mi ? Futbolcun soyunma odasından çıktıktan sonra, Yeniköy Motors’dan Bentley ‘’ alıyor cevabı öldürülebilecek bir savunma türü. Bunu, bu izleyici grubuna aktaramaz ve bağ kuramazsınız.

Ufukta Yaklaşan Tehlike de Nedir ? 

Bu izleyici grubu, yarın bir gün sadece futbolcular değil, takımı yöneten teknik hocasına karşıda ‘’Artık çağa ayak uyduramıyor, yaşlandı’’ tarzı bir eleştiri ile gelebilir. Eğer bu gerçekleşirse, Fatih Terim’in savunma argümanı ve türü, onun geleceğini farklı bir boyuta taşır.

Bu yazımı, çok zor koşullarda üniversite kazanıp barınmaya yer bulamayan genç kuşağımız için yazdım. Çekilen her zorlukta vereceğiniz cevaplardan çok umutluyum…

Ordinem Servate – Konumunu Güçlendir.

Onur ÇUKURYURT – Sportcell